GEZMEYE DOYAMADIĞIMIZ ADA: GİRİT

GEZMEYE DOYAMADIĞIMIZ ADA: GİRİT

Yaşasın yaz! Nihayet o epeydir beklediğimiz yaz geldi, hatta gelir gelmez uzun bir bayram tatilini de beraberinde getirdi. E yaz demek bol bol deniz güneş demek, gezmek dolaşmak demek.

Biz de bu bayram tatili fırsatını kaçırmadık. Yaz sezonu açılışını komşumuzun güzel adası Girit’te yaptık.

en büyük yunan adası Gİrİt

Girit Yunanistan’ın en büyük adası.  Yaklaşık 8300km2’lik bir alana ve 700.000 civarı bir nüfusa sahip ada, Akdeniz’deki en büyük 5.ada.

Adadaki yerleşimin tarihi çok eskilere dayanıyor. Bazı kaynaklara göre adadaki medeniyetlerin başlangıcı M.Ö 7000lere kadar uzanıyor. M.Ö 3500-1800 yılları arasında adada yaşayan Minos medeniyeti adadaki pek çok arkeolojik kalıntı ve yapının sahipleri. Bu medeniyet döneminde M.Ö 2700 yıllarında adadaki ilk zeytin ağaçlarının hasat edildiği ve zeytinyağı ticaretinin başladığı düşünülüyor.

Zaman içerisinde farklı medeniyetlerin yerleşim yeri haline gelen Girit sırasıyla Roma, Bizans, Venedik ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimi altına giriyor. 1913 yılında ise Yunanistan’ın bir parçası haline geliyor. Adanın tüm şehirlerinde de tüm bu farklı medeniyetlere ait kalıntıları ve dokunuşları hala görmek mümkün.

Adanın merkezi, aynı zamanda Yunanistan’ın da en büyük şehirlerinden biri olan Heraklion (Kandiye). Diğer büyük şehirleri ise batıda Chania (Hanya) kuzey kıyılarında yer alan Retyhmo ve doğuda Agios Nikolaos.

GEZE GEZE BİTİREMEDİĞİMİZ ADA

Girit açıkçası bir ada diyemeyeceğimiz kadar büyük! Dolayısıyla gezecek görecek çok fazla yer var! Adanın tamamını tek bir seferde gezmek pek mümkün değil, bu nedenle adada geçireceğiniz gün sayısına ve adadan beklentilerinize göre kalacağınız yeri planlamakta fayda var.

Eğer adada 7-10 gün bir zamanınız olacaksa tavsiyemiz, adanın hem batısını hem de doğusunu görmek adına tatilinizi 2 farklı yerde geçirmeniz.

Biz 5 geceyi batıda Chania kentinde, 2 geceyi ise doğuda Agios Nikolaos kentinde geçirdik. Bu sayede de epey yer gezdik.

Eğer daha az gününüz varsa ya da “ben tatilde evimi otelimi değiştiremem, tek yerde kalırım” diyorsanız önerimiz batıdaki Chania şehrinde kalmanız. Bu sayede hem günü birlik yolculuklarla adanın en güzel plajlarını gezebilir, hem de akşamları pek çok restoran ve barın yer aldığı Chania şehir merkezinde keyifli vakit geçirebilirsiniz.

(fotoğraf için teşekkürler eurcold2019.com)

Arkeolojik kalıntılara çok meraklıysanız ve de onları gezip görmeden Yunanistan’dan hayatta dönmem diyorsanız, merkeziniz Heraklion olmalı, ama eğer tatil planınız daha çok deniz / güneş içereceksek bizim gibi Heraklion’u pas geçebilirsiniz. Açıkçası pek bir albenisi olmayan, bir Yunan adası için fazla “şehir şehir” bir yer gibi geldi bize:)

7 GÜNDE 14 PLAJ!

Girit’i gezmek için ilk yapmanız gereken havaalanına iner inmez araba kiralamak! Adadaki pek çok görülesi plaj kalacağınız yere uzak olacak. (söylemiştik, ada çoook büyük:) Dolayısıyla arabanız olması şart.

Ada konumundan dolayı aslında eşşiz bir deneyim sunuyor. Adanın kuzeyinde Ege Denizi doğusunda Akdeniz güneyinde ise Libya Denizi’ne girmeniz mümkün!

Biz çok çılgın bir planlama ve iddalı bir tatil aşkıyla 7 günlük tatilimizde adanın 4 bir yanında toplam 14 plaj gezdik! Bazılarına hayran olduk, bırakıp dönmek istemedik. Bazılarına ise gittiğimize pişman olduk koşarak kaçtık:)

Adanın Gİzlİ Mücevherİ: Loutro

İtiraf edelim biz Girit’te en çok Loutro’yu sevdik!  Loutro, adanın güneyinde yer alan minik bir balıkçı köyü. Köye araba yolu ile erişim yok, yakındaki Chora Sfakion kentinden teknelerle buraya ulaşabiliyorsunuz. Chora Sfakion Chania’dan yaklaşık 1.5 saatlik bir mesafede. Oldukça keyifli, yeşillikler içinden giden ama sonlarına doğru epey virajlı bir yolla bu kente ulaşabiliyorsunuz. Chora Sfakion’daki tekne kiralama alanlarından birinden kiralayabileceğiniz bir tekne de sizi 15-20dk içinde Loutro’ya ulaştırıyor.

Loutro zaten tek bir koydan oluşan bir köy. Tekneden indiğinizde minik minik restoranların ve otellerin sıralı olduğu yoldan yürüyerek plaja ulaşabiliyorsunuz. Yunan adalarında en sevdiğimiz uygulama, neredeyse tüm plajların tamamen ücretsiz olması! Burda da plaj için herhangi bir giriş ücreti ödemiyorsunuz, sadece yediğiniz içtiğinizi ödeyerek tüm gün deniz güneş keyfi yapabiliyorsunuz.

Loutro’nun denizi evet, gerçekten de bu resimlerde görüldüğü gibi berrak, pırıl pırıl ve muhteşem! Biz Haziran’ın ilk haftası gittik ve su buz gibiydi! Muhtemelen yazın ortasına doğru biraz daha ısınıyordur, ancak ulaşımı çok da kolay olmadığından hiç bir zaman adanın diğer plajları gibi aşırı kalabalık olmayacağından emin olabilirsiniz.

Köyde yemek yiyip uzo keyfi yapabileceğiniz birden fazla mekan bulunuyor. Biz teknedeki kaptanımızın da tavsiyesiyle Illos isimli mekanda yemek yedik. Çok sıra dışı olmamakla beraber güzel tzatziki, kalamar tava, girit salatası ahtapot vs yiyebildiğiniz şirin bir mekan. (Merak edenler için not, adada hiç bir yerde bizim “Girit Ezmesi” diye bildiğimiz meze yok!:)

Loutro’nun hemen yakınında yine tekneyle ulaşılabilen bir diğer plaj ise Glyka Nera (Sweet Water) plajı.

Burası tamamen bakir bir plaj, herhangi bir tesis yok. Teknelerle gelip plajda kendi şemsiyeniz – şezlongunuzla keyif yapabiliyorsunuz.

Siz siz olun Girit’e giderseniz Loutro’ya gitmeden sakın ama sakın dönmeyin!

MACERAYA HAZIRSANIZ : SEITAN LİMANI

Chania’nın kuzeyinde yer alan Akrotiri yarımadası, adadaki en güzel plajlardan bir kaçına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan biri de, Chania’ya yaklaşık 40 dakika uzaklıktaki Seitan Limanı.

Koyun adı,  Türkçe’de de okunduğu gibi, yani  “Şeytan Limanı”. Neden bu ismi verdiklerini de gittiğinizde anlıyorsunuz:)  Koy, yüksek dağların tam ortasında yer alan tamamen gizli kalmış bir cennet! Masmavi deniz, çorak ve dik yamaçların arasında pırıl pırıl parlıyor, ancak bu güzel plaja ulaşmak hiç de kolay değil.

Arabayı park ettikten sonra çok dik yamaçları yürüyerek, yer yer tırmanarak plaja ulaşabiliyorsunuz. Ve inanın hiç ama hiç kolay bir yol değil!  Keçilerin patikalarından, yer yer kocaman taşların üzerinden atlayarak, epey bir mücadele ile plaja inebiliyorsunuz.

Siz siz olun, sakın terlikle inme hatasını yapmayın:) Kesinlikle sağlam spor ayakkabılar giyerek ve mümkünse elinizde hiç bir şey taşımadan bu yolu inin.

Tepelerden iniş epey stresli, ama aşağı vardığınızdaki deniz tüm sıkıntıları unutturuyor. Adadaki, belki de pek çok yerdeki en güzel denizlerden biri burası. Su pırıl pırıl, masmavi ve soğuk. Etrafta da plaja gelen bir kaç insan dışında hiç bir şey yok!  Plajda hiç bir tesis, şezlong şemsiye vs yok, plaja ulaşmayı başaran insanlar taşların üzerine havlularını sererek buranın tadını çıkarıyor.

(fotoğraf için teşekkürler taxichaniacrete.gr)

Eğer biraz maceraya hazırsanız, yüksekten, dağlara tırmanmaktan fln da çok korkmuyorsanız, Seitan Limanı adanın mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri!

KUMLARDA SAKİN PLAJ KEYFİ İSTEYENLERE: MARATHİ, LOUTRAKİ VE STAVROS PLAJLARI

Seitan Limani ile aynı yarımadada, Akrotiri yarımadasında yer alan 3 diğer plaj ise Marathi, Loutraki ve Stavros plajları.

Marathi, Seitan’ın güneyinde yer alıyor. Burası, tam beklediğimiz gibi bir Yunan adası koyu. Plaj tamamen kum. Bizim kaldığımız tarafta herhangi bir şezlong / şemsiye olayı yoktu, kumlara yatarak güneşlendik. Koyun biraz daha merkezine yakın olan kısımda ise tesisli plajlar bulmanız mümkün. Deniz muhteşem! Kumlardan yürüyerek rahatlıkla giriyorsunuz, ama kısa süre içinde su derinleşiyor. Koyun lokasyonu nedeniyle de, adadaki en rüzgarlı günlerde bile burası süt liman. Aklınızda olsun, bizim gibi fırtınalı, deli rüzgarlı günlere denk gelirseniz koşa koşa Marathi Beach’a sığının, burda deniz de hava da her zaman güzel gibi:)

Marathi Beach’in hemen yanında, 5dk mesafede yer alan bir başka güzel koy ise Loutraki Beach. Burada da gizli saklı bir koy ve muhteşem bir deniz sizi karşılıyor. Koyda sadece tek bir cafe mevcut, herkes havlusunu sererek plajda takılıyor.

 

 

Stavros Beach ise, yarımadanın meşhur bir diğer plajı, ancak ne yalan söyleyelim, bizi pek açmadı.

Sıradan bir kum plaj. Deniz tabi ki burda da güzel, ama adada gidilecek daha güzel plajlar varken, Stavros Beach diğerlerinin yanında biraz daha sönük kalıyor. Yine de yolunuz düşerse bir uğrayın, çok güzel yemek yiyebileceğiniz bir restoran var burda! (Yeme içme detayları yazının devamında, merak etmeyin:))

(fotoğraf için teşekkürler creti.co)

ADANIN “EN ÇOK FOTOĞRAF ÇEKİLEN” KÖŞESİ: BALOS BEACH

Instagram’da Girit adası ile ilgili fotoğrafları taradığınızda göreceksiniz ki, adaya giden herkes mutlaka ve mutlaka Balos Beach’in fotoğrafını koymuş:)

Balos, adanın en kuzeybatı köşesinde yer alan bir koy ve bir “lagoon”. Geniş kum plajların arasında yer alan turkuazın farklı tonlarında muhteşem bir denize sahip bir bölge, ama her güzel şey gibi, buna da ulaşmak hiç kolay değil!  Chania’dan yaklaşık 1 saatlik rahat bir araba yolculuğuyla parkın girişine ulaşabiliyorsunuz, ancak bundan sonrası epey meşakkatli bir yolculuğa dönüşüyor.

Parkın girişinde kişi başı 1 Euro ödeyerek içeri giriyorsunuz, sonrasında da otoparka ulaşana kadar yaklaşık 8km’lik yolu 30dakikada ancak gidebiliyorsunuz… Bir yanı uçurum olan, doğru düzgün bir yol bile olmayan taşlı bir patikadan, virajları döne döne otopark yerine ulaşabiliyorsunuz, ancak mücadeleniz burda da bitmiyor! Arabaları park ettikten sonra yaklaşık 20 dakika kadar dere tepe düz yürüyorsunuz. Önce vadiyi boydan boya geçiyor, sonra da plaja doğru taşların üzerinden yine zıplaya zıplaya iniyorsunuz:)  Tamam, inerken gördüğünüz manzaralar eşsiz ve insanın gerçekten onlarca fotoğraf çekesi geliyor, ama yine de bu kadar eziyete değer mi biz çok emin olamadık.

İndiğinizdeki plajda şezlong & şemsiye kiralamanız ya da tamamen doğal ortamda güneşlenerek denize girmeniz mümkün, tercih size kalmış. Yalnız dönüş yolunun daha da zorlu olacağınızı aklınızda tutmakta fayda var.

Biz zor yoldan öğrenmiş olduk, ama aslında bu koya teknelerle de ulaşım mümkünmüş. Tabi bu durumda, yürüyüş yolundaki muhteşem manzarayı ve fotoğraf fırsatlarını kaçırmış olacaksınız ama maksat burayı görmek ve denize girmekse, kendinizi eziyetten koruyup tekneyle gelmek çok daha doğru bir seçim olabilir bizce:)

SICAK KUMLARDAN SERİN SULARA İSTEYENLERE: FALASsARNA BEACH

Adanın en batısında yer alan Falassarna Beach, tamamı kum olan 1km uzunluğunda ve 150m genişliğinde kocaman bir plaj.  Chania’dan yaklaşık 60km mesafade yer alıyor. Plaj, diğer ıssız plajlara kıyasla çok daha “medeni” bir ortam sunuyor. Şezlong & şemsiyeleri ücretsiz kullanabiliyorsunuz, plajın çevresinde yer alan bir kaç mekanda da yemek ya da içki alarak keyfini çıkarabiliyorsunuz. Hatta plajda bir beach volley alanı bile mevcut:)

Bulunduğu lokasyondan dolayı rüzgar almaya çok açık. Tamamen açık denize bakan bir plaj. Bu nedenle gitmeden önce rüzgarı kontrol etmekte fayda var, sonra gittiğinizde kafanızı kumdan kaldıramayacak kadar çok rüzgarla ve kocaman dalgalarla karşılaşabilirsiniz.

Tabi tamamen batıya bakan bir plaj olmasının en büyük artısı, muhteşem bir gün batımı manzarasına sahip! Biz denk gelemedik, giderseniz bu plajda gün batımında bir içki keyfini planınıza ekleyin mutlaka.

BİZ GİDEMEDİK, BELKİ SİZ GİDERSİNİZ: ELAFONISI BEACH & Kedrodasos Beach

Adanın en meşhur plajlarından biri de, adanın güneybatısında yer alan Elafonisi Beach. Chania’dan 75km mesafede bulunan plajın alametifarikası, pembe kumları! Plajın büyük bir kısmı pespembe kumlarla bezeli, buna turkuaz deniz suyunu da ekleyince görmesi de fotoğraflaması da epey keyifli bir alana dönüşüyor.

(fotoğraf için teşekkürler booking.com)

Plajdaki deniz suyu epey sığmış, hemen karşısındaki Elafonisi adasına yürüyerek geçmek dahi mümkün olabiliyormuş.

Biz adadaki ilk günlerimiz sırasındaki aşırı rüzgar nedeniyle ne yazık ki Elafonisi’ye gidemedik. Ne yalan söyleyelim, epey de aklımız kaldı. Sizin fırsatınız olursa mutlaka gidin, bu muhteşem pembe kumların tadını çıkarın:)

Minik bir not, ada yerlilerinden öğrendiğimiz kadarıyla özellikle yazın yoğun sezonunda bu plaj inanılmaz kalabalık oluyormuş. Eğer gidecekseniz mutlaka sabah erkenden gidin dediler, aklınızda olsun.

Elafonisi Beach’in hemen 10dk uzaklığında bir diğer muhteşem plaj sizi bekliyor: Kedrodasos Beach. Burası, Elafonisi’den farklı olarak herhangi bir tesis içermeyen, tamamen doğayla baş başa olabileceğiniz bir plaj. Arabayı park ettikten sonra kısa bir yürüyüşle plaja ulaşabiliyorsunuz. Eğer Elafonisi’ye gidecekseniz, öncesinde ya da sonrasında mutlaka buraya da uğrayın, bir denize girin.

(fotoğraf için teşekkürler meetcrete.gr)

Keşfettiğimiz diğer plajlar ise adanın doğusunda, yazının devamında:)

ADANIN DOĞUSUNU da görmeden olmaz 

Eğer adadaki tatiliniz biraz uzunsa, Chania’dan sonra adanın doğusuna doğru bir yolculuk yapabilirsiniz. Yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla, adanın doğusundaki merkezlerden Agios Nikolaos’a ulaşabiliyorsunuz, bu yol sırasında da tatlı tatlı bir kaç durakta mola vermeniz mümkün.

Chania’dan 65km mesafedeki Rethymno kenti, şirin minik bir sahil kasabası tadında. Kent merkezindeki kocaman plajı, Venedik ve Osmanlı dönemlerinden kalan tarihi binaları ile tatlı bir durak. Biz, yolculuk sırasında minik bir kahvaltı molası için burda durduk, sonra yolumuza devam ettik.

Rethymno’dan yaklaşık 82km sonra da adanın merkezi olan Heraklion kentine ulaşabiliyorsunuz.

Heraklion’a gelmeden yolda bir deniz molası verelim derseniz, Bali Beach güzel bir alternatif. Çok ahım şahım bir plaj değil ama denizi çok güzel, tesisler mevcut ve de yolunuzdan çok sapmadan minik bir serinleme fırsatı sunuyor. Bunun dışında yine yol üzerinde Geropotamos Beach ve Spillies Beach de alternatif plajlar arasında.

Biz bir an önce Agios Nikolaos’a gidelim dediğimizden Heraklion’da pek zaman geçirmedik, ama dilerseniz birkaç saat bu şehri de dolaşarak yola devam edebilirsiniz. Heraklion’dan Agios Nikolaos ise yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk.

DOĞUDAKİ TATLI DURAĞIMIZ: AGIOS NIKOLAOS

Agios Nikolaos, adanın doğudaki merkez noktalarından biri. Açıkçası, Yunan kasabasından çok daha jenerik bir Akdeniz kenti hissi veren bir yer.

(fotoğraf için teşekkürler cretetravel.com)

Chania biraz daha sıcak, samimi, rahat bir hisse sahipken bu kentin merkezi biraz daha lüks markalar, daha modern binalar ve cici bici mekanlar ile farklı bir havaya sahip. Zaten kentin hemen kuzeyindeki Elounda bölgesi de lüks oteller ve residanslarla ünlülerin tatil duraklarından biri haline gelmiş durumda.

GİZLİ SAKLI GÜZELLİK: KOLOTYHKA BEAch

Agios Nikolaos yakınlarındaki Kolotyhka Beach, tam bir cennet! Araba ile belli bir noktaya geldikten sonra yine kısa bir yürüyüşle (ama bu sefer düz bir yoldan) ulaşabildiğiniz, tamamen ıssız bu plaja biz kesinlikle bayıldık!

Dibi tamamen kum olan deniz tek kelime ile muhteşem! Yalnız buraya olabildiğince erken gelmenizde fayda var, öğlen saatleri itibariyle günübirlik tekne turları burda durmaya başlıyor ve ufacık koy bir anda tıklım tıklım bir plaj haline geliyor. Siz siz olun, sabah erkenden yola çıkıp plaja gelin, bomboşken buranın tadını çıkarın.

Plaja gelen araba yolu üzerinde gizli saklı birkaç koy daha mevcut, onları da denemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz!

son durAK : VOULISMA BEACH

Bölgedeki bir diğer büyük ve meşhur plaj da Voulisma Beach. Oldukça büyük , tamamen kum bir plaj. Ulaşımı kolay, tesisler mevcut dolayısıyla kendinizi çok yormadan bir plaj keyfi yapmak isterseniz doğru bir seçim. Aynı zamanda çocuklu ailelerin de bölgede tercih ettiği plajların başında geliyormuş. Koyun lokasyonundan dolayı da fazla rüzgar ve dalga yapmayan, nispeten daha sakin bir denize sahip.

(fotoğraf için teşekkürler cretanbeaches.gr)

EN SEVDİĞİMİZ KISIM: ADADA NERDE YENİR İÇİLİR? 

7 günde 14 plaj gezen biz, tabi ki restoran keşiflerini de ihmal etmedik. Hem Chania ve çevresinde, hem de Agios Nikolaos’ta şahane yemekler yedik, uzoya ahtapota doyduk! Girit’te gelenek, her yemek sonunda size mutlaka “raki” diye adlandırdıkları ama sek ve shot olarak içilen bir içki ikram ediyorlar. Bunun yanı sıra, bizi mi çok sevdiler bilemiyoruz ama her mekanda mutlaka bir sürü de ikram yiyecek geldi. Ada insanı gerçekten de çok sıcak kanlı ve misafirperver!

Tamam Restaurant, Chania

Chania’nin şehir merkezinde yer alan Tamam, eski bir hamam binası içinde yer alıyor. Bundan dolayı da, herşeyden önce, yazın sıcağında nefis bir serinlik sunan bir mekan! Her gün, öğlen 12’den gece yarısına kadar açık, dolayısıyla hem öğlen hem de akşam yemeği için iyi bir seçenek, zaten Chania’nın da en meşhur restoranlarından biri.

Tamam’ın menüsü biraz Yunan biraz Osmanlı ve Türk mutfağı etkileri içeriyor. Bol pancar içeren Beetroot Salatası ve inanılmaz sosuyla Tamam Salatası mutlaka denenmeli.

Adanın sonraki pek çok yerinde bulamadığımız peynir saganaki, tzatziki gibi Yunan lezzetlerinin yanı sıra daha tanıdık HünkarBeğendi, Musakka gibi lezzetler veya tavşan yahnisi, kuzu bacağı gibi yemekler menüde mevcut. Yaz döneminde biraz kalabalık olabiliyor, önden rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

(fotoğraf için teşekkürler tamamrestaurant.com)

CHRISOSTOMOS, CHANIA

Chania eski şehir merkezindeki bir tatlı diğer restoran ise, hemen büyük otoparkın karşısında yer alan Chrisostomos. Geleneksel Girit mutfağından lezzetler bulabildiğiniz, bol bol uza içip makul bir rakam ödeyerek masadan kalkabileceğiniz mekanlardan biri.

Tavsiyemiz, sıcak – soğuk mezelerden bol bol söyleyin. Ana yemeklerden bonfile de oldukça başarılıydı ancak mesela kuzu pirzola bizi hayal kırıklığına uğrattı. Tatlı olarak gelen lokmalar ise muhteşem!

THALaSSINO AGERİ, CHANIA

Chania eski şehir merkezinin biraz daha ilerisinde, tamamen kendine ait bir köşede denize sıfır, çok tatlı bir balık lokantası Thalassino Ageri.  Biz ne yazık ki, aşırı rüzgarlı bir güne denk geldiğimiz için burda yemek yiyemedik, ama mekana bayıldık. 8-10 masanın tamamı dışarda, deniz kenarına dizilmiş durumda.

(fotoğraf için teşekkürler www.thalasino-ageri.gr)

Mekanın alametifarikası gün batımları. Masanızdan muhteşem bir manzara ile güneşin denizin üzerinden batışını izleyebiliyorsunuz, dolayısıyla giderseniz mutlaka gün batımı saatlerinde gidin.

Biz yiyemedik ama tüm yorumlar restoranın Chania’daki en başarılı deniz ürünleri ve balık mekanı olduğunu yazıyordu, aklınızda olsun.

pallas, chania

Bizim Chania’da en sevdiğimiz mekanlardan biri Pallas isimli, hem restoran hem bar olan mekan oldu. O kadar sevdik ki hatta 5 gecenin 2sini burda geçirdik!

(fotoğraflar için teşekkürler pallaschania.gr)

Pallas, hemen eski şehir merkezinde, deniz kenarında tatlı bir bina. Oturduğunuz yerden Chania’nın eski deniz fenerini ve tüm koyu izleyebiliyorsunuz. Pallas’ta yemek servisi de mevcut, ancak biz hep yemek sonrası içki içmeye gittik. Son derece kaliteli bir kitle, çok geniş bir kokteyl ve içki menüsü, gayet başarılı bir müzik var mekanda. Güzel bir içki keyfi yapmak için Chania’daki en iyi yerlerden biri.

Almyriki, Stavros Beach

Plajına ve denizine bayılamadığımız Stavros Beach, inanılmaz başarılı bir restoranla bizi şaşırttı. Hemen sahilde yer alan Almyriki, salaş bir plajdan beklemeyeceğiniz kadar cici bici bir restoran. Biz gittiğimizde tıklım tıklımdı, yine de garsonlar servisi 1dk bile aksatmadı, tüm yoğunluğa ve bizim onlarca siparişimize rağmen en güler yüzlü halleriyle kusursuz bir servis gerçekleştirdiler.

Almyriki’nin menüsü de oldukça geniş. Bizim en favorimiz, kadayıfa sarılı tombul karidesler, ızgara ahtapot ve çıtır çıtır kalamar oldu.

Bunun dışında ana yemeklerden ıstakozlu ravioli veya deniz mahsüllü spagetti de çok başarılıydı.

Aklımıza gelmişken; Girit, bağları ve dolayısıyla şarapları ile de meşhur bir ada. Bu nedenle arada bir uzoya mola verip güzel bir şarap içmenizi de şiddetle tavsiye ederiz.

patrelantonis, marathi beach

Bizi adada en çok mutlu eden yerlerden biri burası oldu! Marathi Beach’te, hemen plajın yanı başında yer alan bu şık restoran, hem inanılmaz lezzetli yemekleri hem de aşırı makul fiyatlarıyla bizi çok ama çok mutlu etti:)

Yediğimiz herşey, ki muhtemelen menünün yarısını yedik, harikaydı.

Izgara jumbo karidesler, hayatımızda gördüğümüz en tombul karideslerdi ve yine de çok lezzetliydiler. Izgara ahtapot, adada yediğimiz en iyilerden biriydi. Tzatziki, greek salatalar, kalamalar, ızgara somonlu spagettiler… Aklınıza ne gelirse menüde en güzel haliyle mevcut!

Tüm bu yemeklerin ve daha fazlasının üstüne, dünyanın uzosu, birası da içildi ve adam başı sadece 15 Euro ödeyerek masadan kalktık! Bununla da bitmedi, üstüne bir de 3 şişe uzo’yu da hediye ettiler:) Ne yapıp edin Marathi Beach’teki bu şahane mekana, Patrelantonis‘e mutlaka gidin!

(fotoğraf için teşekkürler chaniaguide.gr)

kapetAn nikolas, FALASSARNA BEACH

Falassarna Beach’in hemen yanı başında yer alan Kapetan Nikolas, tam bir Yunan tavernası. Deniz manzarasına karşı mavi beyaz örtülü masalar, fonda çalan Yunanca şarkılar. Her masada 2’li 3’lü gruplar halinde minik minik uzosunu için keyif yapan ada yerlileri… Ve de bugüne kadar yenilen en ama en lezzetli kalamarlar!

Minik bir not, adada deniz mahsülleri yani kalamar, ahtapot, karides vs makul fiyatlı ancak iş balığa gelince biraz değişiyor. Balık fiyatları epey yüksek, ve balıklar da bizim ülkemizdeki kadar sanki güzel değil. Bizim önerimiz, balıklara fazla girmeden kalan deniz ürünlerinden bol bol söylemeniz olur:)

pıato, agıos nikolaos

Tüm tatilin, belki de son zamanlardaki tüm tatillerimizin en muhteşem restoran keşfini Agios Nikolaos’ta yaptık. Şehir merkezinden 10 dakika yürüme mesafesinde, denize nazır Piato, pek çok metropolde bulamayacağınız kadar lezzetli, sofistike ve değişik lezzetler sunuyor.

Biz o kadar bayıldık ki, Agios Nikolaos’taki 2 gecemizin 2’sini de burda geçirdik. Tabi bunda şansımızın da payı büyük, mekan an itibariyle 30 Haziran – 1 Eylül arasında öğlen 12’den gece 12’ye kadar tamamen dolu, tamamen rezerve edilmiş durumda! Biz biraz sezon öncesi gitmenin verdiği şansla, iki gece de rezervasyonsuz yer bulmayı başardık:)

“Homemade Creative Cuisine” konsepti ile yola çıkan mekan, 1980 yılından beri restoran işinde olan bir ailenin eseri. 2006’da ailenin ikinci nesli işi ele almış ve Piato bugünkü haline gelmiş. Restoran, 3 Michelin Yıldızı’na sahip Alman Şef Sven Elverfeld’in gelip yemek yemesi ve sonrasında yazdığı olağanüstü yorum yazısı sonrası epey şöhret kazanmış.

Gittiğinizde, menüdeki herşeyi yemek isteyeceksiniz! En basit gözüken “karışık meze tabağından” başka hiç bir yerde bulamayacağınız, ödüllü “Black Croquesttes of Cod” veya 16 saat boyunca pişen Pork Pancetta’ya kada bir düzine muhteşem yemeği tadabiliyorsunuz.

Bizim favorimiz açık ara Cod balığından yapılan ve geçen sene Yunanistan’da yapılan bir yarışmada büyük ödülü alan “Black Croquesttes of Cod” oldu. O kadar ki, 2 gece üstüste bu restorana gidip 2sinde de bundan yedik!

Kuru incir, karamelize badem ve portakal ile nefis bir sosla yapılan Mpederma Salatası, kocaman karideslerle yaptıkları Shrimp Saganaki, adada yetişen mantarlardan yaptıkları mantar kızartması ve de mekan sahibinin annesinin elleriyle yaptığı mini dolmalar nefis!

İkinci gün gittiğimizde günün spesyali olarak Tavşan Etli Gnocchi’ye denk geldik, iyi ki de gelmişiz.

Piato’nun yemekleri tek başına bir yazıyı hakeder!! (belki de yazarız, belli olmaz:)) Girit’te yediğimiz en unutulmaz yemek kesinlikle burdaydı. Sadece burda yemek yemek için bile taa Agios Nikolaos’a gitmeye değer!

Biz 7 günde Girit’i karış karış gezdik. Bu yemyeşil adayı, masmavi buz gibi denizlerini ve de sıcak, samimi insanlarını çok sevdik! Bir kaç yıla, ya da ilk fırsatta kesin tekrar gideriz. Bulduğunuz ilk tatil fırsatında siz de mutlaka Girit’e gidin deriz!