DÜNYANIN EN BÜYÜK BİRA FESTİVALİ: OKTOBERFEST

Dünyada “Ekim ayı” deyince ilk akla gelen etkinliklerden biri hiç şüphesiz ki OktoberFest!  Almanya’da, Münih kentinde gerçekleşen bu etkinlik her sene dünyanın her yerinden yaklaşık 6 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor ve herkese bol bol bira ve eğlence imkanı sunuyor.

Bu seneki Oktoberfest, ya da yerel Bavyera Almancasındaki adıyla “Wiesn”, bu sene 21 Eylül – 6 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek. Planları yapmak için az kaldı, acele edin:)

19.yy’dan bugüne bİr gelenek: OktoberFest

Oktoberfest, geçmişi çok eskilere dayanan bir gelenek, bu sene 186.sını yapılacak! Gelenek 19.yy’ın başında, aslında bir düğün ile başlıyor:)

Bavyera’nın o dönemki veliaht prensi Ludwig’in, Saxon-Hildburghasen Prensesi Therese ile olan evliliğinin kutlama törenleri, yani düğünü, tarihin de ilk Oktoberfest’ini oluşturuyor. 5 gün boyunca tüm Münih haklı bu kutlamalara katılıyor, sonraki yıllarda da yıl dönümleri, her sene gitgide büyüyen etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor.

Zaman içerisinde, sadece lokal halkın katıldığı bir etkinlik olmaktan çıkan Wiesn, bira üreticilerinin büyük şirketler haline gelmesiyle de beraber başını alıp gidiyor, şimdiki uluslararası haline, “Dünyanın En Büyük Bira Festivali” konumuna geliyor.

Kocaman çadırlar, sabahtan akşama kadar eğlence!

Oktoberfest her sene, bu festival için özel organize edilmiş, Theresienwiese isimli devasa bir alanda kuruluyor. Bu alanda irili ufaklı 30’a yakın “Bira Çadırı” mevcut, her birinde de sınırsızca bira, yerel lezzetler, bol bol müzik ve eğlence mevcut!

Festival alanına ve çadırlara giriş aslında serbest ve ücretsiz, sadece içerde yediğiniz / içtiğinizi ödüyorsunuz. Ancak çok kalabalık olacağını göz önünde bulundurarak önden rezervasyon yaptırmanızda fayda var, aksi takdirde kapıda epey uzun süreler beklemeniz çok olası.

(fotoğraf için teşekkürler www.oktoberfest.de)

2019 Oktoberfest’indeki çadırları incelemek, rezervasyon yaptırmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Bu linkte tüm çadırların detaylarını, hangisinde ne var, nasıl bir program olacak, ne zaman hangi grup çalacak vs tüm ayrıntıları öğrenebilirsiniz.

Biz gittiğimizde, Augustiner Festhalle’de ve Paulaner Festzelt’te çok keyifli vakit geçirmiştik. (Dediğim gibi zaten girişler ücretsiz olduğundan, yer bulabildiğiniz sürece birden fazla çadıra gidip birer bira içip dans etmeniz mümkün.) Her çadırda sürekli canlı müzik, masalarda pistlerde dans eden, hatta sizi de çekip aniden danslarına dahil eden aşırı keyifli insanlar var. Hangisine giderseniz gidin, eğlenceden eksik kalmazsınız:)

(fotoğraf için teşekkürler www.oktoberfest.de)

Festival alanında çadırların dışında da açık alanda atıştırmalık yiyecek satan kiosklar, bir lunapark tadında pek çok farklı oyun alanının bulunduğu kocaman bir alan vs, kısacası dev bir festival alanından bekleyeceğiniz her şey mevcut.

(fotoğraf için teşekkürler www.oktoberfest.de)

Dev bardaklarda bİralar:

Oktoberfest, sadece Münih şehrinde gerçekleşen bir festival olarak, “yerel üretimi” de sonuna kadar destekliyor.

Festivale sadece ve sadece bu bölgede yer alan bira markaları katılabiliyor – Augustiner, Hacker-Pschorr, Hofbräu, Löwenbräu, Paulaner ve Spaten.  Bunların dışındaki hiç bir birayı, Oktoberfest alanında bulamıyorsunuz.

(fotoğraf için teşekkürler edreams.com)

Tüm bu 6 bira üreticisi de her sene Oktoberfest’e özel “Wiesn” biralarını üretiyorlar. Gitmeden bu biracıları yakından tanıyayım derseniz sizi buraya alalım.

Oktoberfest’te bira içmenin en acayip yanı, litrelik bardaklar! Koskocaman bardaklarla bira servisi yapılıyor, ve servisi yapanlar (çoğunluğu kadın) tek seferde 10 tane bardak taşıyabiliyorlar! Nasıl başarıyorlar biz de anlamadık, 2. bardaktan sonra bile insanın eli kolu ağrımaya başlıyor:)

(fotoğraf için teşekkürler www.spiegel.de)

Aç karna bu kadar bİra İçemem dİyenlere: BavYERA Mutfağı!

Tabi ki, sabahtan akşama kadar bira içilen bir yerde bol bol da yemek mevcut:) Çadırların hepsinde, geleneksel Bavyera Mutfağı’nın lezzetlerini, Oktoberfest spesyallerini bulmanız mümkün.

Bizi neler bekliyor derseniz, yemeden dönemeyeceğiniz lezzetlerden biraz bahsedelim:

Pretzel (Brez’n):

Her yerde karşınıza çıkacak, söylediğiniz neredeyse her yemeğin yanında gelecekler:) Bu bol tuzlu yumuşak “kocaman” hamur simitler, ne yalan diyelim, tek başına bile buz gibi bir biranın yanında nefis gidiyorlar. Ve başka hiçbir yerde yiyemeyeceğiniz kadar lezzetli ve taze pretzel’ler, tabi ki Oktoberfest’te!

(fotoğraf için teşekkürler www.oktoberfest.de)

Kızarmış Tavuk (Hendl):

Dışı çıtır, içi yumuşacık, mükemmel pişmiş tavuklar Oktoberfest’in ana yemeklerinden biri. Sadece tek but ya da yarım tavuk, farklı porsiyonlarda söyleyebiliyorsunuz. Bazı çadırlarda aynı şekilde pişirilmiş ördekler de mevcut.

(Fotoğraf için teşekkürler mybucketlistevents.com)

wurst:

Tabi ki bira yanında sosis olmadan olmaz:) Oktoberfest’te de pek çok çeşit, aşırı lezzetli sosis bulma şansınız var. Weisswurts denilen beyaz sosis, Bratwurst, Currywurst, Bockwurst, Leberwurst, Nürnbergerwurst… Hepsinden birer defa deneyin deriz:)

(fotoğraf için teşekkürler www.bayerische-spezialitaeten.net)

(fotoğraf için teşekkürler www.muenchen.de)

Wiener Schnitzel:

Bildiğimiz dışı çıtır kızarmış Schnitzel de burda menülerin başında yer alıyor, yalnız dikkat, burdakilerin porsiyonları çok büyük. 2 kişi paylaşmayı deneyebilirsiniz. Bizden farklı olarak genellikle yanında böğürtlen bazlı soslarla servis ediyorlar, çok da yakışıyor.

Eğer severseniz, domuz etinden de çok ama çok lezzetli yiyecekler mevcut. “Suckling Pig ( Spanferkel) veya “Pork Knuckle” yine kocaman porsiyonlarla, paylaşımlık gelen çok ama çok lezzetli etler.

(fotoğraf için teşekkürler www.confusedjulia.com)

Kırmızı etin aklınıza gelecek nerdeyse her çeşidini de, yahniden ızgaraya, hatta burgere kadar bulmanız mümkün. Yine de rica edeceğiz, bu kadar yerel lezzer varken ne olursunuz Oktoberfest’te burger yemeyin:)

Tabi bu protein ağırlıklı ana yemeklerin yanında bol bol püresinden salatasına kadar patatesler, “sauerkraut” adı verilen ekşi beyaz lahana salatası, Obatzda adı verilen kremamsı peynir & ekmek sepetleri ve de “macaroni & cheese”in Alman versiyonu olan “Spätzle” yiyeceksiniz, hazır olun.

(fotoğraf için teşekkürler bestmarket.com)

Evet, Oktoberfest bir bira festivali ama yemekler o kadar güzel ki, biranın önüne geçebilirler, bizden söylemesi.

Dress-code’u olan bİr festİval!

Tabi ki canınız ne isterse giyip gidebilirsiniz:)

Yine de Oktoberfest’in geleneklerinden biri, tüm ziyaretçilerin geleneksel kıyafetlerle gelmesi. Bu da ortama aslında çok daha büyük bir keyif katıyor. Hatta yerel halk bunu o kadar sahipleniyor ki, Oktoberfest döneminde insanlar sadece festivale değil işlerine bu kıyaftlerle gidiyor, günlük hayatlarına da bu geleneksel elbiselerle devam ediyorlar. Mesela, sabah erkenden sokaktaysanız, dükkanlarını 19.yy kıyafetleri ile açan adamlar, renkli elbiseleri ile toplu taşımalardan inen kadınlar görebiliyorsunuz.

Kadınlar “Dirndl” ismi verilen geleneksel elbiselerden giyiyor. Yarım kollu, genellikle derin göğüs dekolteli bir bluz üzerine giyilen, belden oturan diz altı bir elbise, ve onun üzerine giyilen bir önlükten oluşan bu geleneksel kostümü şehirdeki pek çok dükkandan satın almanız mümkün. Makul fiyatlı, daha harcı-alemleri de var, ünlü markaların gece kıyafetlerinden daha pahalı olan versiyonları da var, tercih size kalmış:)

Geleneksel olarak Dirndl’in altına da sadece babet giyiliyor, spor ayakkabı ya da çizme / bot çok tercih edilmiyor.

Erkekler ise “Lederhosen” ismi verilen (deri pantolon anlamına geliyor bu kelime) diz boyunda deri şortlar, üzerine beyaz gömlek ve askı giyerek dolaşıyorlar.

Hava serinse de üzerine yün hırkalar giyiliyor. Tabi ki olmazsa olmaz, uzun çoraplar da işin havası.

İtiraf edelim, erkekler biraz komik gözüküyor, kadınlar ise doğru bir Dirndl seçimiyle bayaa havalı durabiliyorlar:)

(fotoğraf için teşekkürler www.oktoberfest.de)

Eğer aklınızı çeldİysek;

Oktoberfest’e çok az zaman kaldı, bu nedenle gitmeyi planlıyorsanız bir an önce uçak biletlerinizi alın, otellerinizi ayırtın.

Genellikle ikinci hafta sonu, “İtalyan hafta sonu” dedikleri çok aşırı kalabalık oluyor, ona denk getirmeden gitmeyi deneyebilirsiniz.

Aşırı faydalı bir çalışma olarak hangi gün / hangi saatler ne kadar kalabalık diye bir çizelge bile yapmış Almanlar, gitmeden inceleyin deriz.

(fotoğraf için teşekkürler www.oktoberfest.de)

Tabi ki Almanya’da yapılan bir festival olmasından dolayı her şey müthiş organize! Festivalin resmi sitesinden, buraya tıklayarak, ihtiyacınız olabilecek her şeyi öğrenebiliyorsunuz.  Her çadırın detayı, ne zaman nerde ne var, yiyecek içecek fiyatları, hatta alana hangi çantaları alabiliyorsunuza kadar aklına gelecek her sorunun cevabı bu sitede mevcut.

Hatta bununla da kalmamış, Oktoberfest resmi App’ini de yapmışlar. Bunu indirmeden sakın gitmeyin:) Apple Store linki için buraya, Google Play linki için buraya alalım sizi.

Oktoberfest, herkesin hayatında bir defa da olsa mutlaka gitmesi, deneyimlemesi, elleri ağrıyana kadar dev biralar içip tavuk yiyerek masalarda dans etmesi gereken bir festival!

Bu sene ya da ilerde, mutlaka ama mutlaka gidin!

 

BİR KIŞ RÜYASI: NOEL PAZARLARI

Kış tatili denince akla hep kayak geliyor, ama meğer Avrupa şehirlerinde Noel dönemi kendi başına nefis bir tatil bahanesiymiş 🙂

Kıtanın pek çok yerinde, farklı farklı şehirler minik birer Noel kasabasına dönüşüyor! Her yerde ışıklarla, Noel süsleri ile bezeli sokaklar, festivaller, sıcak şaraplar ve de nefis yiyecekler, başka ne isteriz ki!

Hadi bu sene gidelim derseniz de, korkmayın, hala vakit var. Pek çok şehirde Noel pazarları 30 Aralık’a kadar devam ediyorlar!

Çok hızlı bir planla, haftaya glühwein keyfi yapabilirsiniz!

3 gün 3 gece Christmas Market Keyfİ:

Christmas Markets ya da Weihnachtsmarkt konseptinin en başarılı olduğu yerler, İngiltere, Almanya ve Fransa. Tabi diğer ülkelerde de mutlaka keyifli oluyordur, o ayrı 🙂

Biz de Noel pazarları turumuza Almanya’dan, Frankfurt şehrinden başladık. Perşembe-Pazar bir tatil ile 2 ülke / 5 farklı şehir gezdik! 

Rotamız: Frankfurt – Eguisheim – Colmar – Strasbourg – Heidelberg

Frankfurt / Almanya

Turumuzun ilk durağı Frankfurt oldu.

Bu şehirde çok az vakit geçirebildik, ancak bu kadarcık bir zaman bile ne güzel bir şehirmiş dememize yetti.

(fotoğraf için teşekkürler frankfurt-tourismus.de)

Frankfurt, bir Alman şehri olmasının yanı sıra çok uluslu, tam bir dünya kenti.

Şehirde pek çok uluslararası firmanın merkezi ve ofisleri mevcut, dolayısıyla da dünyanın her yerinden gelen insanlara ev sahipliği yapıyor. Bu da şehre çok tatlı bir doku katmış. Şehrin merkezi, Mainhattan diye minik bir şakayla adlandırdıkları kısım. Bu bölgede, bahsettiğimiz tüm firmaların, büyük bankaların ofislerini, genel müdürlüklerini görmeniz mümkün.

Tabi bu kadar farklı ülke ve kültürden gelen insanların bir arada yaşamasının bir başka avantajı da çok farklı mutfaklara ait onlarca restoran bulunması! Frankfurt’ta çok lezzetli Alman yemeklerinin yanı sıra aklınıza ne gelirse en iyisini bulma şansınız var.

Biz şehirdeki tek akşam yemeği hakkımızı Türkiye’de iyisini bulamamaktan muzdarip olduğumuz Thai mutfağından yana kullandık. Şehrin merkezinde yer alan Suvadee çok ama çok başarılı bir Thai restoranı! Restoranın adı melek anlamına geliyormuş. Oldukça geniş menüsünden aklınız gelen her türlü Thai yemeğini deneyebilirsiniz.Sonraki günlerimizde bol bol sosis yiyeceğiz nasılsa diye düşünüp Frankfurt’ta farklı bir seçim yaptık. İyi ki de yapmışız! Yemeklere bayıldık:)

(fotoğraflar için teşekkürler online-tischreserviergun.de)

Frankfurt şehir merkezi aynı zamanda, ziyaretçi sayısı ve de boyutu açısından Almanya’nın en büyük Noel pazarlarından birine sahip. Römerberg ve St. Paul meydanında yer alan (ve tabi aradaki sokaklara yayılan) Noel pazarı çok ama çok keyifli. Şehre yayılmış bu pazar içerisinde çeşit çeşit rengarenk hediyelik eşya ve Noel süsleri satan standlar, sıcak şarap veya farklı içecekler satan köşeler ve de bol bol, çeşit çeşit yiyecek standı arasında dolaşıyorsunuz!

(fotoğraflar için teşekkürler frankfurt-tourismus.de)

Yalnız, tam bir Alman disiplini, saat 21:00 olduğu anda tüm standlar anında, 5 dakika bile geciktirmeden kapanıyor! Pazarı gezmeye giderken bunu aklınızda bulundurmanızda fayda var, yoksa bizim gibi daha yarısına bile gelmeden her yeri kapanmış bulabilirsiniz.

Ne yİyelİm İÇelİm?

Bol bol glühwein ve benzeri sıcak alkollü içeceklerden içmenizi tavsiye ederiz. Sıcak şarabı Türkiye’de hiç içmediğimiz kadar güzel ve bol çeşitli yapıyorlar, zaten hava da soğuk, bayaa güzel geliyor. Buna ek olarak daha farklı, baharatlı ve sıcak alkollü içecekler de mevcut. Alkol istemem derseniz de sıcak ve ballı elma suyu, sıcak çikolata gibi pek çok seçenek de tabi ki mevcut.

Almanya’daki Noel pazarlarının en dikkat çeken yiyeceklerinden biri, çikolata kaplı meyveler ve de üzerlerine yazılar yazılmış kocaman kalp şeklinde zencefilli kurabiyeler.

(fotoğraflar için teşekkürler atasteofkoko.com ve lajollamom.com)

Tabi ki, Almanya’da olduğumuza göre sosis & pretzel standlarını da es geçmek olmaz! (Evet, Noel pazarları turumuzun büyük bir kısmı yeme içmeden ibaret:)

(fotoğraf için teşekkürler atasteofkoko.com)

Eguisheim / Fransa

Frankfurt’tan sonra ikinci durağımız, 2013 yılında Fransa’nın en güzel köyü (Village Prefere de Français) seçilen Eguisheim oldu.

Cuma sabahı Frankfurt’tan arabayla, çok da keyifli bir Autobahn yolculuğuyla, yaklaşık 3 saate Fransa’nın bu tatlı köyüne geldik.

Bu mini minnacık orta çağ köyü, Alsas bölgesinin tüm özelliklerini yansıtıyor. Tatlı mimarisi, ahşap detaylı renkli evleri, dar sokakları ve de tabi ki Noel süslemeleri ile oyuncak bir kasabayı anımsatıyor.

Köyün etrafı bağlarla çevrili, zaten bu bölge şarapları ile meşhur, “Alsas Şarap Yolu’nun”(Alsace Wine Route) başlangıcı kabul ediliyormuş.

Tabi bağları gezmek için başka bir mevsimde gitmekte fayda var, Noel dönemi bağları görmek yerine şarapları içmek için daha doğru bir zaman:)

Köy çok ufacık dolayısıyla 1 saat bir zaman ayırmanız yeterli. Köyü şöyle bir dolap dükkanlara girebilir, ortadaki Noel pazar alanında sıcak şarap içebilirsiniz.

Köyde yer alan pek çok pastane ve bisküvi dükkanında da çok lezzetli Noel kurabiyeleri ve de bu bölgeye özel bir kek olan “Pan D’Epice” (Alsatian Spice Bread) bulabilirsiniz. Ve tabi, eğer seviyorsanız, bu bölgeye ait şarapları deneyebilir, eve bir kaç şişe getirebilirsiniz.

(fotoğraflar için teşekkürler cuisineaz.com ve frenchmoments.eu)

Colmar / Fransa

Günün diğer yarısını ise, Eguisheim’in hemen 15 dakika uzağındaki Colmar şehrinde geçirdik. Hiç abartmıyoruz, tüm gezinin en güzel ve en keyifli saatlerini de burada yaşadık!

 

Colmar şehri, 9.yy’da kurulmuş bir şehir. 13.yy’da bağımsız imparatorluk şehri statüsünü alıyor. Sonrasında Fransa himayesine giriyor. İlerleyen zamanlarda ise Alsas bölgesi ve tabii Colmar, sürekli Fransa ile Almanya arasında gidip geliyor, sık sık el değiştiriyor. Son olarak 1945 yılında ise Fransız toprağı haline geliyor. Tüm bu el değiştirmelerden dolayı da bölge aslında ne tam Alman ne de tam Fransız! Her iki kültüre ve dile rastlayabiliyorsunuz, biraz melez bir bölge haline gelmiş durumda.

La Magie de Noel

Şehir, 23 Kasım’dan Aralık sonuna kadar baştan aşağı bir rüya şehre dönüşüyor.

Her yer, her sokak baştan aşağı ışık ve süslerle bezeniyor. Zaten bu döneme de “La Magie de Noel a Colmar” (“Colmar’da Noel Sihri) ismi veriliyor.

Şehrin merkezinde toplam 6 farklı Noel pazarı kurulmuş durumda. Bunlardan 1 tanesi, Koifhus’taki kapalı bir mekan içerisinde kurulan Pazar. Kalan 5 tanesi ise şehrin farklı meydanlarına kuruluyorlar. Petite Venice’deki ise “Children Christmas Market” diye geçiyor, Çocuklar için eğlenceli oyunlar, minik lunapark hissiyatlı oyuncaklar mevcut. Bu pazarların hepsini yürüyerek gezebiliyorsunuz, birinden birine ışıklar ve süslerle dolu sokaklardan yürüyerek geçebiliyorsunuz.

Colmar, yine bir Alsas şarap kenti olmasından kaynaklı, pek çok lezzetli şaraba ve de tabi ki restorana ev sahipliği yapıyor. Daha cici bici bir yemek deneyimi isterseniz, şehirde yer alan restoranları deneyebilirsiniz. Yine de bizim önerimiz, hazır bu kadar kocaman bir Pazar yeri kurulmuşken, minik minik lezzetler tadarak dolaşmanız. Bir standda krepler, diğerinde sıcak şarap, ayrı bir standda peynir ve şarküteriler yiyerek gezmek kesinlikle çok keyifli!

Şehir bu dönemde epey kalabalık, bu nedenle eğer burada kalacaksanız otelinizi mutlaka önden ayırtın. Eğer Colmar’da kalmayacaksanız da, tüm şehri ve marketleri gezmek için bir 4-5 saat ayırmanızı tavsiye ederiz, gezecek görecek çok şey var:) Noel marketleri öğlene doğru açılıyor, akşamları da 20:00-21:00 gibi kapanıyor, günün planını buna göre yapmakta fayda var.

Bu arada şehrin içerisinde pek çok muhteşem Noel süsleri satan ufak ufak dükkanlar var, eğer ağaç süslerine, kar kürelerine, müzik kutularına vs bayılanlardansanız, burda minik bir servet harcamaya hazır olun!

Strasbourg / Fransa:

Fransa’daki son durağımız ise, Colmar’a arabayla yaklaşık 1 saat mesafede olan Strasbourg (Strazburg) şehri oldu.

Roma İmparatorluğu döneminde kurulan şehir, Alsas bölgesindeki diğer şehirler gibi, yakın tarihte sürekli Alman & Fransız yönetimleri arasında gidip gelmiş, ve de tıpkı Colmar gibi 20.yy’ın ikinci yarısı itibariyle resmi olarak Fransız toprağı olmuş. Ve yine Colmar gibi burası da yoğun Alman etkileri gösteren bir şehir, Fransız & Alman karışık bir dil ve kültür buraya da hakim.

(fotoğraflar için teşekkürler strasbourg.eu)

Strasbourg, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin ikinci başkenti olarak anılıyor. Şehir, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlementosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi binalara ev sahipliği yapıyor.

Tarihi şehir merkezi, 1988 y??l??nda Unesco D??nya Miras?? listesine al??nm????, zaten gezdi??inizde de neden oldu??unu anl??yorsunuz. ??ok ama ??ok g??zel bir eski ??ehir!

Noel BaŞkentİ

Bu şehre “Noel’in Başkenti” diyorlar, zaten şehrin (en azından tarihi şehir merkezinin) tamamı da bu ismin hakkını verecek kadar Noel moduna girmiş durumda!

Şehrin en büyük meydanlarından biri olan Place Kleber’de dev bir yılbaşı ağacı mevcut!

Bu meydan ve de şehrin 4 farklı meydanlarına ise, 300’den fazla standın yer aldığı dev bir Noel pazarı yayılmış durumda. İşin güzel yanı, tüm bu pazarları da teker teker, yürüyerek dolaşabiliyorsunuz. Nerde ne var, incelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.??

(fotoğraf için teşekkürler croisieuroperivercruises.com)

Katedralin yer aldığı meydan, Place de la Cathedrale ise pazarın en kalabalık ve de en yoğun olduğu noktalardan biri. Tüm standlar katedral etrafında odaklanmış durumda, arada duyulan çan sesleri ise ortama çok güzel bir tatlılık katıyor.

Bu arada unutmadan, Strasbourg’daki Notre Dame Katedrali şehrin en önemli ve eski mimari yapılarından biri, 2015 yılında “1000.Yıldönümü’nü” kutlamış.

(fotoğraf için teşekkürler culturetrip.com. Fotoğraf sahibi, Jonathan Martz/ Wiki Commons)

Şehrin gezilmesi gereken bir diğer bölgesi de, Petite France denilen, eski şehir merkezinin güney doğusunda yer alan kısım. Ren nehrinden uzanan kolların kanal halini aldığı bölgenin etrafında 16. Ve 17. yy ait rengarenk binalar, dar sokaklar ve de minik minik köprüler görebiliyorsunuz. Ve tabi ki, bu bölgenin de kendine ait Noel Pazar standları mevcut:)

Ne Yİyelİm İÇelİm?

Strasbourg, yeme içme açısından da gezinin en mutlu noktalarından biri oldu! Nehrin hemen kıyısında yer alan Les Trois Chavelier isimli restoranda, geleneksel Alsas lezzetlerini tatma fırsatımız oldu. Biz buraya ve yemeklerine bayıldık! Turistik olmayan, tamamen yerli halkın geldiği ufak ama çok şık bir mekan.

Restoranın spesiyali Cordon Bleu. Gerçekten de bu yemekle meşhur oldukları kadar var! Yalnız dev bir porsiyon geliyor, paylaşmanızda fayda var:)

Başlangıçlarda ise kaz ciğeri, dana iliği, tereyağı ve sarımsak sosuyla pişirilen salyangozlar gibi geleneksel lezzetleri bulabiliyorsunuz. Ayrıca oldukça geniş bir şarap ve rom listesine de sahipler.

(fotoğraflar için teşekkürler zelift.com)

Gidemediğimiz ancak aklımızda kalan bir diğer restoran ise, yine nehir kıyısında yer alan Au Pount Corbeu. Burası da geleneksel Alsas lezzetleri sunan ve de tıklım tıklım dolu bir rezervasyon listesine sahip bir restoran.

(fotoğraflar için teşekkürler thefork.com ve 2foodtrippers.com)

Strasbourg, hiç bilmiyorduk, tam bir gastronomi şehriymiş meğer! Şehirde 6 tane Michelin yıldızlı restoran mevcut, bazılarının 2 hatta 3 yıldızı bile var! Eğer fine dining peşindeyseniz, kesinlikle bu restoranları inceleyin deriz.

Noel pazarları dönemi şehir çok ama çok kalabalık oluyor, hele ki hafta sonuna denk gelecekseniz tüm restoranlarda önden rezervasyon yaptırmanız şart, yoksa kapıda kalıyorsunuz. Aynı şekilde otelinizi de mutlaka önden ayırtın, gittiğinizde tatsız bir sürprizle karşılaşmayın.

Heidelberg / Almanya:

Gezimizin son durağı ise Almanya’nın üniversitesi ile meşhur şehri Heidelberg oldu.

Baden-Wütemberg eyaleti içerisinde, Neckar nehrinin kenarına kurulmuş olan şehrin temelleri Roma İmparatorluğu’na dayanıyor. Şehir, 1386 yılında kurulan ve Almanya’nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Ruprecht Karls Üniversitesi’ne ev sahipliği yapıyor. Zaten tam bir öğrenci şehri.

Heidelberg, Almanya için biraz beklenmedik, ama çok da meşhur bir konsept olan “Romantik Almanya Rotası” ( Wege der Romantisch) için başlangıç noktalarından biri. Söz konusu rota, bu bölgeden başlıyor ve 400km’lik bir yol üzerinde ilerleyerek güneyde, Alpler’de sona ediyor. Heidelberg de hem bu rotanın başlangıcı, hem de en romantik Alman şehri olarak literatürde yerini alıyor. Oldukça eski ve de güzel bir şehir.

Şehrin yeni kısımları, turistler için pek cazip değil, ancak eski şehir çok keyifli. Bu nedenle de tavsiyemiz, ya eski şehirin içinde, ya da çok yakınında bir yerde kalın. Boşuna yeni şehrin içine girmeyin.

Nehre paralel olarak kurulan eski şehir, Hauptstrasse denilen uzun bir ana caddenin etrafında yerleşmiş durumda. Bu cadde üzerinde de pek çok restoran, bar, mağaza bulmanız mümkün.

Noel pazarları da, bu cadde üzerinde yer alan minik meydanlara yayılmış durumda. Caddeyi baştan sonra yürüdüğünüzde ara ara beliren minik Noel pazarlarını geze geze şehri dolaşabiliyorsunuz.

(fotoğraflar için teşekkürler heidelberg-marketing.de)

Şehirde bunun dışında gezebileceğiniz, 14.yy’dan kalma çok büyük bir kale mevcut. Kaleye dilerseniz yürüyerek dilerseniz füniküler ile çıkabiliyorsunuz. Hatta güzel bir havaya denk gelirseniz, fünikülerin son durağına, Königstuhl’a kadar çıkıp harika bir park içerisinde yürüyüş yapabilir ve enfes bir Heidelberg manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Füniküler ile ilgili bilgiler burada mevcut.

(Fotoğraf için teşekkürler heidelberg-marketing.de. Fotoğraf sahibi Jan Becke.)

NE YİYELİM İÇELİM?

Fransa’daki Noel pazarlarından farklı olarak, buradaki standlarda bol bol sosis çeşitleri bulmak mümkün :)! Özellikle Bratwurst, ve de köri & ketçap ile servis edilen Currywurst denemenizi şiddetle öneririz!

Ufacık bir şehir olan Heidelberg, Noel pazarları dönemi çok kalabalık oluyor! Bu nedenle de tüm barlar, biracılar ve restoranlar fazlasıyla dolu, rezervasyon olmadan yer bulmak mümkün değil! Dolayısıyla “oturarak yemezsem olmaz” diyorsanız önden yer ayırtın, ya da Noel pazarında ayakta takılarak standlarda sosis & bira keyfi yapın. Her ikisi de çok keyifli:)

Eğer restoran olsun diyenlerdenseniz, adından anlayacağınız üzere schnitzel’leri ile meşhur Schnitzelbank ve de kendi biralarını yapan, bölgenin tüm lokal lezzetlerini sunan, dev porsiyonlarda sosisler yiyebileceğiniz Vetter’ i tavsiye ediyoruz. Yine bira & sosis modundaysanız, Zum Franziskaner de güzel bir seçenek olabilir ! (Ayrıca bu çok güzel bir bira, mutlaka deneyin)

Şehrin en sevdiğimiz yeri ise, Kathe Wohlfahrt isimli Noel dükkanı oldu! Hauptstrasse üzerinde yer alan bu dükkan dışardan bakıldığında ufak bir yer gibi gözüküyor, içeri girdiğinizde ise labirent gibi hollerle birbirine bağlanan, 2 katlı kocaman bir süs cenneti görüyorsunuz.

 

(fotoğraf için teşekkürler kaethe-wohlfahrt.com)

Yıl başı ağacı süsleri, kar küreleri, peçeteler, kapı süsleri! Aklınıza ne gelirse, burda yüzlercesi mevcut!  Kendinizi kaybetmeye, sepetler dolusu süs almaya hazır olur! Hiç olmadı, en azından gezmek için mutlaka uğrayın.

(fotoğraflar için teşekkürler glamshops.ro)

Biz bu kısacık, bol pırıltılı tatilden çok ama çok mutlu döndük!

3-4 gün bir zamanınız varsa, bir kış tatili yapmayı düşünüyorsanız,  yıl bitmeden bu destinasyonu çok ama .ok tavsiye ederiz.

Tüm bu turu bizim gibi Frankfurt’ta başlayıp bitirerek yapabilir, ya da git- gel yapmayalım derseniz de Frankfurt’tan başlayıp Heidelberg’e geçebilir, ordan sonra Fransa’ya devam ederek Egusheim, Colmar ve Strazbourg’u gezip dönüş uçağınızı Basel’den de alabilirsiniz, bu da bir fikir:)

DUBLIN’DE HAFTA SONU KEYF??

Hafta sonuna bir iki g??n daha ekleyip biraz ??lkeden, rutinden uzakla??al??m, yeni yerler g??relim, bol bol yiyip i??elim diyorsan??z, Dublin mutlaka listenizde olmal??! ??rlanda???n??n ba??kenti olan bu tatl?? ??ehir, tam 2-3 g??nde gezmelik, tad??n?? ????karmal??k bir yer.

??ehir ??ok b??y??k de??il, dolay??s??yla kolayl??kla b??y??k bir k??sm??n?? y??r??yerek gezebiliyorsunuz. Zaten gezilecek yerler listesinin b??y??k bir k??sm??n?? da barlar ve restoranlar olu??turuyor dolay??s??yla mini bir long-weekend???le ??ehrin tad??n?? doya doya ????karman??z m??mk??n:)

Bu yaz??m??zda Dublin???de nereleri gitmeli gezmeli notlar??m??z var. Nerde ne yenir i??ilir yaz??s?? ise s??rada, onu da okumadan gitmeyin bence!

K??sa K??sa Dublin:

Dublin (ya da kendi dillerinde, yani Irish Gaelic dilinde, ???Baile ??tha Cliath???) ??rlanda???n??n ba??kenti ve en b??y??k ??ehri. B??y??k dedi??imize bakmay??n, ??ehrin n??fusu ??evresindeki kasabalar k??yler dahil 2 milyon civar??nda.

??ehrin temelleri Vikingler d??neminde at??lm????, 17.yy???da ise ciddi bir b??y??me d??nemi ya??am????. 1922 y??l??nda ??rlanda???n??n ba????ms??zl??????n?? ilan etmesiyle de ba??kent olmu??.

??ok uzun bir ge??mi??i olan ??ehrin farkl?? b??lgelerinde farkl?? d??nemlere ait mimarilere rastlaman??z m??mk??n, bu da ??ehri gezmeyi ??ok keyifli bir hale getiriyor. ??ehri de zaten farkl?? ???quarter???lara ay??rm???? durumdalar.

  • ?????Orta??a?? b??lgesi??? (Medieval Quarter) diye adland??r??lan k??s??m ??ehrin en eski b??lgesi. Dublin kalesi, St. Patrick katedrali gibi tarihi yap??lara ev sahipli??i yap??yor.
  • Kral George d??nemine ait yap??lar??n a????rl??kta oldu??u, Merrion Meydan??, ??ehrin en b??y??k parklar??ndan olan St. Stephen???s Green ve Dublin denince akla ilk gelen yerlerden biri olan Trinity College ise ???Georgian Quarter??? denen b??lgede yer al??yor.
  • Docklands Quarter diye adland??r??lan ??ehrin ???teknoloji??? merkezini olu??turuyor, Google, Facebook, Twitter gibi b??y??k ??irketlerin HQ???lar?? bu b??lgede toplanm???? durumda.
  • Cultural Quarter diye adland??r??lan k??s??m ise, merkezinde Temple Bar b??lgesi bulunan ??ehrin ???e??lence??? merkezi.

K??sacas??, Dublin???de herkese g??re bir ??eyler var:)

2 g??n??m??z var, nereler?? gezel??m?

Trinity College:

Dublin denince akla ilk gelen yerlerden biri, Trinity College. Okul, Cambridge ve Oxford gibi ???yeni nesil ??niversiteleri??? ??rnek alarak, 1592 y??l??nda kurulmu??. Britanya???n??n en eski 7 ??niversitesinden biri, ??rlanda???n??n ise en eskisi.

Yakla????k 190.000 m2 bir alana kurulu ??niversite, hem tarihi binalar?? hem kocaman ye??illik alanlar?? ile gezmesi ??ok keyifli bir yer. ??niversitenin en dikkat ??eken k??sm?? ise, i??erisinde ??rlanda k??lt??r??n??n en ??nemli eserlerinden olan ???Book of Kells???in de bulundu??u, yakla????k 4,5 milyon kitab??n bulundu??u devasa k??t??phanesi.

??niversiteyi dilerseniz ????rencilerin yapt?????? rehberli turlarla gezebilir, ya da kendi kendinize dola??abilirsiniz. K??t??phanedeki Book of Kells sergisini g??rmek i??in ise ayr??ca bilet alman??z gerekecektir, s??ra da olaca????n?? d??????nerek ??nden almakta fayda var:)

Merrion Square:

??ehrin ??nemli meydanlar??ndan biri olan Merrion Square 1762 y??l??nda yap??lmaya ba??lanm????, 19.yy?????n ba??lar??nda da tamamlanm????. D??rt bir yan?? Georgian townhouse tarz??nda evlerle ??evrili bir b??lge.

 

(fotograf icin tesekk??rler ashleyabroad.com)

1950???lere kadar a????rl??kla ev olarak kullan??lan bu binalar??n ??o??u art??k ofis ve i?? yeri olmu?? durumda, ama yine de semt g??zelli??inden hi?? bir??ey kaybetmemi??.Buray?? dola????rken mutlaka bu evleri ve de Dublin???in en me??hur g??r??nt??lerinden biri olan ???renkli kap??lar????? mutlaka g??r??n, bol bol foto??raf ??ekin. (bu kap??lar?? ??ehrin farkl?? b??lgelerinde de g??rmek m??mk??n)

B??lge ayn?? zamanda edebiyat d??nyas??n??n pek ??ok ??nde gelen ismine de ev sahipli??i yapm????. No:1, Oscar Wilde?????n ya??ad?????? ev. No:82 ise Yeats???in evi olarak biliniyor. B??lgede bunun yan?? s??ra pek ??ok konsolosluk da bulunuyor, haval?? bir semt yani k??saca:)

St.Stephen???s Green:

??ehrin en b??y??k park?? olan St Stephen???s Green???in ilk tohumlar?? 1663 y??l??nda at??lm????. Zaman i??erisinde halka kapat??l??p yeniden a????lan, plan?? ve tasar??m?? de??i??tirilen park, de??i??iklikler sonras??n g??n??m??zdeki haliyle yeniden1880 y??l??nda a????lm????. Bir nevi Dublin???in ???Central Park????? asl??nda buras??.

Yakla????k 90.000m2 bir alan ??zerinde kurulu olan park, y??r??me yollar??, i??erisinde yer alan onlarda heykel, b??st ve ??e??melerle, hele ki g??zel bir havaya denk gelirseniz, gezmesi ??ok keyifli bir yer. Dublin???in ???yemye??il??? y??z??n?? g??rmek i??in ideal.

St. Patrick???s Cathedral:

Dublin???i gezerken pek ??ok kilise ve katedrale rastlayacaks??n??z. Bunlardan en ??nl??s?? ise, 1191 y??l??nda, Gotik mimari tarz??nda yap??lan St. Patrick???s katedrali.

43m y??ksekli??i ile ayn?? zamanda ??rlanda???n??n en y??ksek kilisesi olma ??zelli??ini de ta????yor. Kiliseyi bilet alarak, ayin olmayan zamanlarda gezebiliyorsunuz.

Dublin ded??k m??, v??sk??S??z, b??ras??z olmaz:

Guiness:

??rlanda???n??n d??nya ??ap??nda en ??nl?? markalar??ndan biri, belki de en ??nl??s??, rengiyle kutusuyla di??er t??m biralarda ayr????an nefis Guiness biralar??. E tabi, Dublin???e kadar gelmi??ken, Guiness???i de yerinde ziyaret etmemek, ??retildi??i yerde tad??na bakmamak olmaz.

Guiness Storehouse size biran??n ??retim s??recinden tarihine, nas??l ???tad??lmas?? ve i??ilmesi??? gerekti??inden, ???en m??kemmel olarak nas??l barda??a koyulur???a kadar her??eyi anlatan, birebir ya??atan kocaman bir mekan. ????eri girdi??inizde size k??saca bina ile ilgili bir oryantasyon veriliyor, ondan sonra siz kat kat dola??arak biran??n arpadan ve sudan ba??layan yolculu??una e??lik ediyorsunuz. ??zel odalarda biran??n i??erisinde yer alan her aromay?? ayr?? ayr?? tatma veya koklama f??rsat?? buluyor, en sonunda da m??kemmeli bir Guiness???in tad??n?? ????kart??yorsunuz.

??tiraf edelim, e??er daha ??nceden benzer birac??lar?? gezdiyseniz, ??ok ???wow??? bir taraf?? yok turun, ama yine de vaktiniz varsa, gidip g??rmesi keyifli.

Ama, bir tatl?? yan?? var:) Binan??n 7.kat??nda yer alan, her yan?? camla ??evirli ???Gravity Bar??? t??m Dublin???i tepeden g??rebilece??iniz nefis bir manzaraya sahip. Size giri??te verilen kuponlarla birer Guiness???i ikram olarak alabiliyorsunuz. Buz gibi bu biralar?? da t??m Dublin???i ayaklar alt??na seren bu keyifli mekanda ????karmak, Dublin???de mutlaka yap??lmas?? gerekenler aras??nda bence.

Teeling:

??rlanda dedik mi, viskisiz olmaz. ??sko?? viskileri mi ??rlanda viskileri mi daha iyi, bu kavga epey s??r??p gider ama bir ger??ek var ki, ??rlanda viskisiz gezilmez. Gitti??iniz her barda, onlarca hatta y??zlerce viski ??e??idini tatman??z m??mk??n, ama ben bir tanesini de yerinde gideyim gezeyim derseniz, Teeling listenizin en ba????na yerle??ebilir.

??ehrin g??be??inde yer alan Teeling Distillery???de hem viski yap??m??n?? detayl??ca ????renebilir, t??m tesisi gezdiren ve ad??m ad??m viski s??recini anlatan bir tura kat??labilir,hem de ??e??itli Teeling viskilerini tadarak al????veri?? yapabilirsiniz.

Teeling ve pek ??ok ba??ka viski ile ilgili detaylar??, yeni ????kanlar??, k??sacas?? viski hakk??nda akl??n??za gelen gelmeyen her??eyi ????renmek i??in sizi maltymates.com‘a davet edelim:)

Temple Bar:

Temple Bar (Barra an Teampaill) Liffey nehrinin g??neyinde yer alan, ??ehrin as??l ???yeme i??me e??lenme??? merkezi olan b??lge.

G??n??n her saati olduk??a kalabal??k olan b??lge ??zellikle hafta sonlar?? ve de hafta i??i i?? ????k?????? saatinde iyice hareketleniyor. Herkesin, yerli ya da turist, yemek yedi??i, bira i??ti??i ya da barlarda canl?? m??zik e??li??inde dans edip e??lendi??i onlarca mekan dolu bir cadde.

Hatta ??evreden pek ??ok insan, bekarl????a veda partileri i??in buray?? tercih ediyor, yolda y??r??rken grup grup k??zlar, tav??an kost??ml?? gelinler ya da kad??n k??yafetleri ile dola??an komik erkek gruplar?? g??rmeniz ??ok olas??:)

Buran??n detaylar??n?? bir sonraki yaz??m??zda, Dublin???de ne yenir ne i??ilir notlar??nda uzun uzun anlataca????z, ??imdilik burda dural??m:)

Ama bir ufak not, bu sokakta 1-2 gece ge??irmediyseniz Dublin???i hi?? g??rmediniz demek!

Devam edecek…:)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bol biral?? bir hafta sonu: Heidelberg

Heidelberg normal bir gezginin listesinde olan yerlerden biri de??ildir, kabul. Heidelberg???e gidiyorsan??z a) Orda ya??ayan bir tan??d??????n??z, arkada????n??z vard??r (benim oldu??u gibi) b) Heidelberg ??niversitesine gidiyorsunuzdur, c) Frankfurt???tas??n??z ve can??n??z b??y??k ??ehirden s??k??lm????, Almanya???n??n daha tatl?? k??s??mlar??n?? g??rmek istemi??sinizdir.

Nedeni ne olursa olsun, yolunuz bir g??n bu minik ??niversite ??ehrine d????erse hi?? pi??man olmayacaks??n??z. Heidelberg – biraz ??n yarg??l?? bir yorum olacak ama – Almanya???dan pek de beklenmeyen tatl??l??kta bir ??ehir. Tam bir ??niversite ??ehri dolay??s??yla bol bol ??niversite ogrencileri ile kar????la??abilir, kocaman k??t??phane ve okul binalar?? g??rebilir ve her dilde akl??n??za gelen gelmeyen her kitab?? satan onlarca kitap???? d??kkan?? ile kar????la??abilirsiniz.

Ufak bir ??ehir dolay??s??yla bir hafta sonunda her yeri dola??abiliyorsunuz. Y??zy??ll??k, tarihi bir tahta funik??lerle tepeye ????k??p ??ehrin karlar alt??nda nefis foto??raflar??n?? cekebilir, dar ta?? sokaklarda y??r??yebilir, kara ve so??u??a ra??men g??ne??li bir g??ne denk gelirseniz nehir kenar??nda tatl?? tatl?? tak??labilirsiniz. Tabi ki bir Alman ??ehri olmas??ndan kaynakl?? g??zel meydanlar??n?? ve kocaman kiliselerini saym??yorum bile.

Heidelberg

Hava cok so??uk, ben bu kadar sokakta duramam derseniz de korkmay??n, Heidelberg boyundan beklenmeyen kalitede ve ??e??itlikte restoran ve bara sahip- insan ??a????r??yor ger??ekten:)

???Alman mutfa????nda da b??r ??ey yok ya??? d??yenler?? ??a????rtmak ??????n:??Wirtshaus zum Seppl

17.yy sonlar??ndan kalma bir bina i??erisinde, tam bir Alman restoran??. Yerel lezzetler tatmak ve nefis biralar i??mek i??in harika bir yer. Men?? olduk??a geni??, ve sezona gore de??i??iyor dolay??s??yla gitti??iniz mevsime gore de??i??ik tatlarla kar????la??abiliyorsunuz. Et, tavuk ve domuz yemekleri icin olduk??a ??e??itli se??enekler mevcut. ??zellikle ??lkemizde tavuk yiyememekten dolay?? can??n??z ??ekerse, i??iniz rahat olsun burdakiler tamamen organik ve son derece lezzetli.

 

Dikkatli olun yaln??z, porsiyonlar kocaman! A??l??k veya yeme potansiyelinize g??re de??i??ebilir tabi ama sipari?? verirken dikkatli olmakta fayda var:)

Yeme??in sonunda digestive olarak getirilen minik kokteyllerden de mutlaka tatmay?? unutmay??n sans??n??z varsa kendi yapt??lar?? vi??ne lik??r??ne ya da farkl?? lezzetlere denk gelebilirsiniz.

?????Avusturya???dan ba??ka yerde Schnitzel mi yen??r??? d??yenler ??????n:??Schnitzelbank

Ad??ndan da anla????laca???? ??zere, Schnitzel yemek i??in en do??ru mekan! Ufak bir mekan, tahta kocaman masalar?? genellikle di??er misafirlerle payla????yorsunuz. ??zellikle haftasonu gidecekseniz ??nden rezervasyon yapt??rman??z ??art ????nk?? buras?? her zaman t??ka basa dolu. Men??de ??orbadan peynir taba????na ??e??itli ba??lang????lar mevcut ancak tavsiyem, kendinizi dev schnitzel???lere saklay??n! Klasik sade schnitzelden ??zeri mantarl?? ??? sar??msakl?? versiyonlara, ya da gorgonzola ve jambon doldurulmu?? cordom blue???lara kadar akl??n??za gelebilecek her t??rl?? schnitzel, tavuk, dana ya da domuz etinden burda mevcut. Tek problem, porsiyonlar kocaman:)

???B??ra – sos??s yapmadan eve d??nmem??? d??yenlere:??
Zum Franziskaner

??ehirdeki en lezzetli sosisleri yiyebileceginiz yerleren biri. Men?? olduk??a zengin – kendi biralar??n?? yapt??klar??n?? da s??ylemeden ge??emeyece??im!

Brauhaus Vetter

Hem envai ??e??it sosis, hem de Alman mutfa????n??n di??er t??m lezzetlerini tadabilece??iniz bir mekan. ??zellikle ???N??rnberger Rostbratw??rstchen???, ve yan??nda nefi bir hardal ve taze pretzel???lar ile gelen me??hur beyaz tombul sosisler ???Weisswurst??? denemenizi ??neririm. Mekan??n hem a????k renkli ???helles??? hem de dark yani ???dunkel??? biralar?? ise son derece lezzetli.

Bonus Mekan: ??Coffee Nerd??

??ehirdeki en lezzetli espresso ve latte???yi bulabilece??iniz mekan. D??nyan??n her yerinden gelen en kaliteli kahve ??ekirdeklerini kendileri taze taze ??ekiyor, ve size her g??n son derece lezzetli kahve se??enekleri sunuyor. Mekan??n kendi yapt?????? taze kruvasanlar ise ayr??ca efsanevi:)

Olur da yolunuz d????erse Heidelberg???de lezzetli, bol bol biral?? bir hafta sonu ge??irmeniz ??ok olas??, d??n????te birka?? g??n detoks yapmay?? da g??ze alman??z laz??m tabi ki:)