BİR KIŞ RÜYASI: NOEL PAZARLARI

Kış tatili denince akla hep kayak geliyor, ama meğer Avrupa şehirlerinde Noel dönemi kendi başına nefis bir tatil bahanesiymiş 🙂

Kıtanın pek çok yerinde, farklı farklı şehirler minik birer Noel kasabasına dönüşüyor! Her yerde ışıklarla, Noel süsleri ile bezeli sokaklar, festivaller, sıcak şaraplar ve de nefis yiyecekler, başka ne isteriz ki!

Hadi bu sene gidelim derseniz de, korkmayın, hala vakit var. Pek çok şehirde Noel pazarları 30 Aralık’a kadar devam ediyorlar!

Çok hızlı bir planla, haftaya glühwein keyfi yapabilirsiniz!

3 gün 3 gece Christmas Market Keyfİ:

Christmas Markets ya da Weihnachtsmarkt konseptinin en başarılı olduğu yerler, İngiltere, Almanya ve Fransa. Tabi diğer ülkelerde de mutlaka keyifli oluyordur, o ayrı 🙂

Biz de Noel pazarları turumuza Almanya’dan, Frankfurt şehrinden başladık. Perşembe-Pazar bir tatil ile 2 ülke / 5 farklı şehir gezdik! 

Rotamız: Frankfurt – Eguisheim – Colmar – Strasbourg – Heidelberg

Frankfurt / Almanya

Turumuzun ilk durağı Frankfurt oldu.

Bu şehirde çok az vakit geçirebildik, ancak bu kadarcık bir zaman bile ne güzel bir şehirmiş dememize yetti.

(fotoğraf için teşekkürler frankfurt-tourismus.de)

Frankfurt, bir Alman şehri olmasının yanı sıra çok uluslu, tam bir dünya kenti.

Şehirde pek çok uluslararası firmanın merkezi ve ofisleri mevcut, dolayısıyla da dünyanın her yerinden gelen insanlara ev sahipliği yapıyor. Bu da şehre çok tatlı bir doku katmış. Şehrin merkezi, Mainhattan diye minik bir şakayla adlandırdıkları kısım. Bu bölgede, bahsettiğimiz tüm firmaların, büyük bankaların ofislerini, genel müdürlüklerini görmeniz mümkün.

Tabi bu kadar farklı ülke ve kültürden gelen insanların bir arada yaşamasının bir başka avantajı da çok farklı mutfaklara ait onlarca restoran bulunması! Frankfurt’ta çok lezzetli Alman yemeklerinin yanı sıra aklınıza ne gelirse en iyisini bulma şansınız var.

Biz şehirdeki tek akşam yemeği hakkımızı Türkiye’de iyisini bulamamaktan muzdarip olduğumuz Thai mutfağından yana kullandık. Şehrin merkezinde yer alan Suvadee çok ama çok başarılı bir Thai restoranı! Restoranın adı melek anlamına geliyormuş. Oldukça geniş menüsünden aklınız gelen her türlü Thai yemeğini deneyebilirsiniz.Sonraki günlerimizde bol bol sosis yiyeceğiz nasılsa diye düşünüp Frankfurt’ta farklı bir seçim yaptık. İyi ki de yapmışız! Yemeklere bayıldık:)

(fotoğraflar için teşekkürler online-tischreserviergun.de)

Frankfurt şehir merkezi aynı zamanda, ziyaretçi sayısı ve de boyutu açısından Almanya’nın en büyük Noel pazarlarından birine sahip. Römerberg ve St. Paul meydanında yer alan (ve tabi aradaki sokaklara yayılan) Noel pazarı çok ama çok keyifli. Şehre yayılmış bu pazar içerisinde çeşit çeşit rengarenk hediyelik eşya ve Noel süsleri satan standlar, sıcak şarap veya farklı içecekler satan köşeler ve de bol bol, çeşit çeşit yiyecek standı arasında dolaşıyorsunuz!

(fotoğraflar için teşekkürler frankfurt-tourismus.de)

Yalnız, tam bir Alman disiplini, saat 21:00 olduğu anda tüm standlar anında, 5 dakika bile geciktirmeden kapanıyor! Pazarı gezmeye giderken bunu aklınızda bulundurmanızda fayda var, yoksa bizim gibi daha yarısına bile gelmeden her yeri kapanmış bulabilirsiniz.

Ne yİyelİm İÇelİm?

Bol bol glühwein ve benzeri sıcak alkollü içeceklerden içmenizi tavsiye ederiz. Sıcak şarabı Türkiye’de hiç içmediğimiz kadar güzel ve bol çeşitli yapıyorlar, zaten hava da soğuk, bayaa güzel geliyor. Buna ek olarak daha farklı, baharatlı ve sıcak alkollü içecekler de mevcut. Alkol istemem derseniz de sıcak ve ballı elma suyu, sıcak çikolata gibi pek çok seçenek de tabi ki mevcut.

Almanya’daki Noel pazarlarının en dikkat çeken yiyeceklerinden biri, çikolata kaplı meyveler ve de üzerlerine yazılar yazılmış kocaman kalp şeklinde zencefilli kurabiyeler.

(fotoğraflar için teşekkürler atasteofkoko.com ve lajollamom.com)

Tabi ki, Almanya’da olduğumuza göre sosis & pretzel standlarını da es geçmek olmaz! (Evet, Noel pazarları turumuzun büyük bir kısmı yeme içmeden ibaret:)

(fotoğraf için teşekkürler atasteofkoko.com)

Eguisheim / Fransa

Frankfurt’tan sonra ikinci durağımız, 2013 yılında Fransa’nın en güzel köyü (Village Prefere de Français) seçilen Eguisheim oldu.

Cuma sabahı Frankfurt’tan arabayla, çok da keyifli bir Autobahn yolculuğuyla, yaklaşık 3 saate Fransa’nın bu tatlı köyüne geldik.

Bu mini minnacık orta çağ köyü, Alsas bölgesinin tüm özelliklerini yansıtıyor. Tatlı mimarisi, ahşap detaylı renkli evleri, dar sokakları ve de tabi ki Noel süslemeleri ile oyuncak bir kasabayı anımsatıyor.

Köyün etrafı bağlarla çevrili, zaten bu bölge şarapları ile meşhur, “Alsas Şarap Yolu’nun”(Alsace Wine Route) başlangıcı kabul ediliyormuş.

Tabi bağları gezmek için başka bir mevsimde gitmekte fayda var, Noel dönemi bağları görmek yerine şarapları içmek için daha doğru bir zaman:)

Köy çok ufacık dolayısıyla 1 saat bir zaman ayırmanız yeterli. Köyü şöyle bir dolap dükkanlara girebilir, ortadaki Noel pazar alanında sıcak şarap içebilirsiniz.

Köyde yer alan pek çok pastane ve bisküvi dükkanında da çok lezzetli Noel kurabiyeleri ve de bu bölgeye özel bir kek olan “Pan D’Epice” (Alsatian Spice Bread) bulabilirsiniz. Ve tabi, eğer seviyorsanız, bu bölgeye ait şarapları deneyebilir, eve bir kaç şişe getirebilirsiniz.

(fotoğraflar için teşekkürler cuisineaz.com ve frenchmoments.eu)

Colmar / Fransa

Günün diğer yarısını ise, Eguisheim’in hemen 15 dakika uzağındaki Colmar şehrinde geçirdik. Hiç abartmıyoruz, tüm gezinin en güzel ve en keyifli saatlerini de burada yaşadık!

 

Colmar şehri, 9.yy’da kurulmuş bir şehir. 13.yy’da bağımsız imparatorluk şehri statüsünü alıyor. Sonrasında Fransa himayesine giriyor. İlerleyen zamanlarda ise Alsas bölgesi ve tabii Colmar, sürekli Fransa ile Almanya arasında gidip geliyor, sık sık el değiştiriyor. Son olarak 1945 yılında ise Fransız toprağı haline geliyor. Tüm bu el değiştirmelerden dolayı da bölge aslında ne tam Alman ne de tam Fransız! Her iki kültüre ve dile rastlayabiliyorsunuz, biraz melez bir bölge haline gelmiş durumda.

La Magie de Noel

Şehir, 23 Kasım’dan Aralık sonuna kadar baştan aşağı bir rüya şehre dönüşüyor.

Her yer, her sokak baştan aşağı ışık ve süslerle bezeniyor. Zaten bu döneme de “La Magie de Noel a Colmar” (“Colmar’da Noel Sihri) ismi veriliyor.

Şehrin merkezinde toplam 6 farklı Noel pazarı kurulmuş durumda. Bunlardan 1 tanesi, Koifhus’taki kapalı bir mekan içerisinde kurulan Pazar. Kalan 5 tanesi ise şehrin farklı meydanlarına kuruluyorlar. Petite Venice’deki ise “Children Christmas Market” diye geçiyor, Çocuklar için eğlenceli oyunlar, minik lunapark hissiyatlı oyuncaklar mevcut. Bu pazarların hepsini yürüyerek gezebiliyorsunuz, birinden birine ışıklar ve süslerle dolu sokaklardan yürüyerek geçebiliyorsunuz.

Colmar, yine bir Alsas şarap kenti olmasından kaynaklı, pek çok lezzetli şaraba ve de tabi ki restorana ev sahipliği yapıyor. Daha cici bici bir yemek deneyimi isterseniz, şehirde yer alan restoranları deneyebilirsiniz. Yine de bizim önerimiz, hazır bu kadar kocaman bir Pazar yeri kurulmuşken, minik minik lezzetler tadarak dolaşmanız. Bir standda krepler, diğerinde sıcak şarap, ayrı bir standda peynir ve şarküteriler yiyerek gezmek kesinlikle çok keyifli!

Şehir bu dönemde epey kalabalık, bu nedenle eğer burada kalacaksanız otelinizi mutlaka önden ayırtın. Eğer Colmar’da kalmayacaksanız da, tüm şehri ve marketleri gezmek için bir 4-5 saat ayırmanızı tavsiye ederiz, gezecek görecek çok şey var:) Noel marketleri öğlene doğru açılıyor, akşamları da 20:00-21:00 gibi kapanıyor, günün planını buna göre yapmakta fayda var.

Bu arada şehrin içerisinde pek çok muhteşem Noel süsleri satan ufak ufak dükkanlar var, eğer ağaç süslerine, kar kürelerine, müzik kutularına vs bayılanlardansanız, burda minik bir servet harcamaya hazır olun!

Strasbourg / Fransa:

Fransa’daki son durağımız ise, Colmar’a arabayla yaklaşık 1 saat mesafede olan Strasbourg (Strazburg) şehri oldu.

Roma İmparatorluğu döneminde kurulan şehir, Alsas bölgesindeki diğer şehirler gibi, yakın tarihte sürekli Alman & Fransız yönetimleri arasında gidip gelmiş, ve de tıpkı Colmar gibi 20.yy’ın ikinci yarısı itibariyle resmi olarak Fransız toprağı olmuş. Ve yine Colmar gibi burası da yoğun Alman etkileri gösteren bir şehir, Fransız & Alman karışık bir dil ve kültür buraya da hakim.

(fotoğraflar için teşekkürler strasbourg.eu)

Strasbourg, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin ikinci başkenti olarak anılıyor. Şehir, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlementosu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi binalara ev sahipliği yapıyor.

Tarihi şehir merkezi, 1988 y??l??nda Unesco D??nya Miras?? listesine al??nm????, zaten gezdi??inizde de neden oldu??unu anl??yorsunuz. ??ok ama ??ok g??zel bir eski ??ehir!

Noel BaŞkentİ

Bu şehre “Noel’in Başkenti” diyorlar, zaten şehrin (en azından tarihi şehir merkezinin) tamamı da bu ismin hakkını verecek kadar Noel moduna girmiş durumda!

Şehrin en büyük meydanlarından biri olan Place Kleber’de dev bir yılbaşı ağacı mevcut!

Bu meydan ve de şehrin 4 farklı meydanlarına ise, 300’den fazla standın yer aldığı dev bir Noel pazarı yayılmış durumda. İşin güzel yanı, tüm bu pazarları da teker teker, yürüyerek dolaşabiliyorsunuz. Nerde ne var, incelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.??

(fotoğraf için teşekkürler croisieuroperivercruises.com)

Katedralin yer aldığı meydan, Place de la Cathedrale ise pazarın en kalabalık ve de en yoğun olduğu noktalardan biri. Tüm standlar katedral etrafında odaklanmış durumda, arada duyulan çan sesleri ise ortama çok güzel bir tatlılık katıyor.

Bu arada unutmadan, Strasbourg’daki Notre Dame Katedrali şehrin en önemli ve eski mimari yapılarından biri, 2015 yılında “1000.Yıldönümü’nü” kutlamış.

(fotoğraf için teşekkürler culturetrip.com. Fotoğraf sahibi, Jonathan Martz/ Wiki Commons)

Şehrin gezilmesi gereken bir diğer bölgesi de, Petite France denilen, eski şehir merkezinin güney doğusunda yer alan kısım. Ren nehrinden uzanan kolların kanal halini aldığı bölgenin etrafında 16. Ve 17. yy ait rengarenk binalar, dar sokaklar ve de minik minik köprüler görebiliyorsunuz. Ve tabi ki, bu bölgenin de kendine ait Noel Pazar standları mevcut:)

Ne Yİyelİm İÇelİm?

Strasbourg, yeme içme açısından da gezinin en mutlu noktalarından biri oldu! Nehrin hemen kıyısında yer alan Les Trois Chavelier isimli restoranda, geleneksel Alsas lezzetlerini tatma fırsatımız oldu. Biz buraya ve yemeklerine bayıldık! Turistik olmayan, tamamen yerli halkın geldiği ufak ama çok şık bir mekan.

Restoranın spesiyali Cordon Bleu. Gerçekten de bu yemekle meşhur oldukları kadar var! Yalnız dev bir porsiyon geliyor, paylaşmanızda fayda var:)

Başlangıçlarda ise kaz ciğeri, dana iliği, tereyağı ve sarımsak sosuyla pişirilen salyangozlar gibi geleneksel lezzetleri bulabiliyorsunuz. Ayrıca oldukça geniş bir şarap ve rom listesine de sahipler.

(fotoğraflar için teşekkürler zelift.com)

Gidemediğimiz ancak aklımızda kalan bir diğer restoran ise, yine nehir kıyısında yer alan Au Pount Corbeu. Burası da geleneksel Alsas lezzetleri sunan ve de tıklım tıklım dolu bir rezervasyon listesine sahip bir restoran.

(fotoğraflar için teşekkürler thefork.com ve 2foodtrippers.com)

Strasbourg, hiç bilmiyorduk, tam bir gastronomi şehriymiş meğer! Şehirde 6 tane Michelin yıldızlı restoran mevcut, bazılarının 2 hatta 3 yıldızı bile var! Eğer fine dining peşindeyseniz, kesinlikle bu restoranları inceleyin deriz.

Noel pazarları dönemi şehir çok ama çok kalabalık oluyor, hele ki hafta sonuna denk gelecekseniz tüm restoranlarda önden rezervasyon yaptırmanız şart, yoksa kapıda kalıyorsunuz. Aynı şekilde otelinizi de mutlaka önden ayırtın, gittiğinizde tatsız bir sürprizle karşılaşmayın.

Heidelberg / Almanya:

Gezimizin son durağı ise Almanya’nın üniversitesi ile meşhur şehri Heidelberg oldu.

Baden-Wütemberg eyaleti içerisinde, Neckar nehrinin kenarına kurulmuş olan şehrin temelleri Roma İmparatorluğu’na dayanıyor. Şehir, 1386 yılında kurulan ve Almanya’nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Ruprecht Karls Üniversitesi’ne ev sahipliği yapıyor. Zaten tam bir öğrenci şehri.

Heidelberg, Almanya için biraz beklenmedik, ama çok da meşhur bir konsept olan “Romantik Almanya Rotası” ( Wege der Romantisch) için başlangıç noktalarından biri. Söz konusu rota, bu bölgeden başlıyor ve 400km’lik bir yol üzerinde ilerleyerek güneyde, Alpler’de sona ediyor. Heidelberg de hem bu rotanın başlangıcı, hem de en romantik Alman şehri olarak literatürde yerini alıyor. Oldukça eski ve de güzel bir şehir.

Şehrin yeni kısımları, turistler için pek cazip değil, ancak eski şehir çok keyifli. Bu nedenle de tavsiyemiz, ya eski şehirin içinde, ya da çok yakınında bir yerde kalın. Boşuna yeni şehrin içine girmeyin.

Nehre paralel olarak kurulan eski şehir, Hauptstrasse denilen uzun bir ana caddenin etrafında yerleşmiş durumda. Bu cadde üzerinde de pek çok restoran, bar, mağaza bulmanız mümkün.

Noel pazarları da, bu cadde üzerinde yer alan minik meydanlara yayılmış durumda. Caddeyi baştan sonra yürüdüğünüzde ara ara beliren minik Noel pazarlarını geze geze şehri dolaşabiliyorsunuz.

(fotoğraflar için teşekkürler heidelberg-marketing.de)

Şehirde bunun dışında gezebileceğiniz, 14.yy’dan kalma çok büyük bir kale mevcut. Kaleye dilerseniz yürüyerek dilerseniz füniküler ile çıkabiliyorsunuz. Hatta güzel bir havaya denk gelirseniz, fünikülerin son durağına, Königstuhl’a kadar çıkıp harika bir park içerisinde yürüyüş yapabilir ve enfes bir Heidelberg manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Füniküler ile ilgili bilgiler burada mevcut.

(Fotoğraf için teşekkürler heidelberg-marketing.de. Fotoğraf sahibi Jan Becke.)

NE YİYELİM İÇELİM?

Fransa’daki Noel pazarlarından farklı olarak, buradaki standlarda bol bol sosis çeşitleri bulmak mümkün :)! Özellikle Bratwurst, ve de köri & ketçap ile servis edilen Currywurst denemenizi şiddetle öneririz!

Ufacık bir şehir olan Heidelberg, Noel pazarları dönemi çok kalabalık oluyor! Bu nedenle de tüm barlar, biracılar ve restoranlar fazlasıyla dolu, rezervasyon olmadan yer bulmak mümkün değil! Dolayısıyla “oturarak yemezsem olmaz” diyorsanız önden yer ayırtın, ya da Noel pazarında ayakta takılarak standlarda sosis & bira keyfi yapın. Her ikisi de çok keyifli:)

Eğer restoran olsun diyenlerdenseniz, adından anlayacağınız üzere schnitzel’leri ile meşhur Schnitzelbank ve de kendi biralarını yapan, bölgenin tüm lokal lezzetlerini sunan, dev porsiyonlarda sosisler yiyebileceğiniz Vetter’ i tavsiye ediyoruz. Yine bira & sosis modundaysanız, Zum Franziskaner de güzel bir seçenek olabilir ! (Ayrıca bu çok güzel bir bira, mutlaka deneyin)

Şehrin en sevdiğimiz yeri ise, Kathe Wohlfahrt isimli Noel dükkanı oldu! Hauptstrasse üzerinde yer alan bu dükkan dışardan bakıldığında ufak bir yer gibi gözüküyor, içeri girdiğinizde ise labirent gibi hollerle birbirine bağlanan, 2 katlı kocaman bir süs cenneti görüyorsunuz.

 

(fotoğraf için teşekkürler kaethe-wohlfahrt.com)

Yıl başı ağacı süsleri, kar küreleri, peçeteler, kapı süsleri! Aklınıza ne gelirse, burda yüzlercesi mevcut!  Kendinizi kaybetmeye, sepetler dolusu süs almaya hazır olur! Hiç olmadı, en azından gezmek için mutlaka uğrayın.

(fotoğraflar için teşekkürler glamshops.ro)

Biz bu kısacık, bol pırıltılı tatilden çok ama çok mutlu döndük!

3-4 gün bir zamanınız varsa, bir kış tatili yapmayı düşünüyorsanız,  yıl bitmeden bu destinasyonu çok ama .ok tavsiye ederiz.

Tüm bu turu bizim gibi Frankfurt’ta başlayıp bitirerek yapabilir, ya da git- gel yapmayalım derseniz de Frankfurt’tan başlayıp Heidelberg’e geçebilir, ordan sonra Fransa’ya devam ederek Egusheim, Colmar ve Strazbourg’u gezip dönüş uçağınızı Basel’den de alabilirsiniz, bu da bir fikir:)